|
Necip Fazil KISAKUREK'ten dizeler
YAKINLIK iNSAN YAKLAŞTIĞINCA YAKLAŞTIĞINDAN AYRI; BELLi Ki; YAKINIMIZ YOKTUR ALLAH'TAN GAYRI
GÜZEL
GÜZEL ALLAH'IM, SENDEN NE GELECEKSE GELSiN;
SEN Kİ; RAHMETİNLE DE, KAHRINLA DA GÜZELSiN
TEK KELiME
NE VAR Ki, PAZARLIĞA GiRiŞECEK ECELLE;
SERMAYEM TEK KELiME, ALLAH AZZE VE CELLE
DiPSiZ KUYU
AĞZIMA SOĞUK KURTLAR DOLACAK,GÖZÜME KUM;
DiPSiZ KUYU, SÜRDÜKCE ZAMAN, SÜRECEK UYKUM...
NiMET
DÜNYADA HER NiMETi BIRAKSAM NE ÇIKAR Ki?
ORDA O VARKEN, BURDA BIRAKILMAZ NE VAR Ki?
DELi
MAYIN TARLASINA DÜŞMÜZ BiR DELiYiM, HUDUTTA;
GÖZÜM, SEKiZiNCi RENK VE DÖRDÜNCÜ BOYUTTA..
NE ARIYORUM
AN OLUYOR BiR GARiP DUYGUYA VARIYORUM;
BEN BU DÜNYADA ACEP NE ARIYORUM?
iSLAM
HER FiKiR, HER iNANIŞ, TEK MEVSiMLiK VESSELAM;
ZAMAN VE MEKAN ÜSTÜ BiRiCiK REJiM, iSLAM...
|
|
CANIM iSTANBUL..
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmis sevgilim.
Çiçegi altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmıs Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlica'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarinda yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir <>i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala cığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
Necip Fazıl [1963]
MEZAR..
Kapıya ne icra memuru gelir,
Ne Birinci şube sivil polisi....
içerde kimine kuş tüyü sedir;
Yüz üstü toprağa düşer kimisi....
Bir musiki orda zaman ve mekân....
Yıldız dolu feza küçük camekân....
imkân atomunu çatlatan imkân....
Bir hiç ki, içinde heplerin hepsi
|
|
|
|
|
|
|