|
Ahmet Muhip DIRANAS

Sinop'ta dogan sair, Ankara Erkek Lisesini bitirdikten sonra, bir süre Ankara Hukuk Fakültesinde okumustur. Güzel Sanatlar Akademisinde kitaplik müdürlügü yapan, sair öte yandan Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine devam etmistir. Onun siirinde Ahmet Hamdi Tanpinar ve Faruk Nafiz Çamlibel'in etkisi vardir. 1975'te Tevfik Fikret'in Rübab-i Sikeste'sini Kirik Saz adiyla günümüz diline çevirmistir. Dranas, önceleri Baudelaire (Bodler - Fransiz) sembolizminden etkilenmistir. Siirlerinde ses ahengine, sekil olgunluguna önem vermistir. Vezin ve kafiyeye büyük önem Fransiz sembolizmiyle Dranas, tabiattaki bir anlik görünüsten yola çikarak onun gerisindeki saf düsünceye yönelir. Kendine göre yeni bir siir olusturmaya çalismistir. Biçim onun siirlerinde vazgeçilmez ögedir. Onun siirlerinde az kelime ile çok sey söyleme önemli bir yer tutar. Bunun için de kelimelerin birçok anlami birden fazla anlami çagristirmasini saglayarak kelime seçimine özel bir önem vermistir. Oyunlarinda düsle gerçegi, bugünle geçmisi siirsel bir dille anlatmistir.
Toplumsal konulardan, günün sorunlarindan çok, duygularin sonsuzluguna yönelmistir.
Onun siirlerinde ask önemli bir yer tutar. Siirlerinde ayrica dogayi, ölüm ve anilarini anlatmistir.
Genellikle sonsuzluk, bagimsizlik ve fizik dünyasinin ötesine yönelen siirleriyle Cumhuriyet döneminin güçlü sairleri arasinda yer almistir.
ESERLERI
Piyes : Gölgeler (1947), Çikmaz Oyun (1977), O Böyle Istemezdi (1948)
Siir : Bütün Siirleri (1974)
KAYNAKLAR :
Türk Dili ve Edebiyati 4, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari (2646), Ders Kitaplari Dizisi (490). Türk Tarih Kurumu Basimevi, Ankara, 1995
Türk Dili ve Edebiyati 3, Milli Egitim Bakanligi Yayinlari (3371), Ders Kitaplari Dizisi (647), Milli Egitim Basimevi, Istanbul, 1999 - Komisyon (Ercan, Nermin; Kanberoglu, A. Ihsan ve digerleri) tarafindan hazirlanmistir.
SERENAD
I Yesil pencerenden bir gül at bana, Isiklarla dolsun kalbimin içi. Geldim iste mevsim gibi kapina Gözlerimde bulut saçlarimda çig. III Seffaf damlalarla titreyen, agir Koncanin altinda bükülmüs her sak Seninçin dallardan süzülen itir, Seninçin karanfil, yasemin, zambak
II Açilan bir gülsün sen yaprak yaprak, Ben askimla bahar getirdim sana; Tozlu yollarindan geçtim uzak Ikliminden sarkilar getirdim sana. IV Bir kus sesi gelir dudaklarindan; Gözlerin, gönlümde açan nergisler, Düsen öpüslerdir dudaklarindan Mor akasyalarda ürperen seher.
V Pencerenden bir gül attigin zaman Isikla dolacak kalbimin içi. Geçiyorum mevsim gibi kapindan Gözlerimde bulut, saçlarimda çig. ("Bütün Siirler" adli eserden)
HATIRA
I Dün bir gölge gibi geçti yanimdan, Oydu; bir bakista tanidim onu: Rüyalarima tayf halinde konan, Pesime korku gibi düsen o! II Bazi bir yaprakti, bazi bir rüzgar, Dolardi aydinlik olup odama! Bahçemde süzülür giderdi bahar, Sabahin fecri vururken cama... III Ayaklari kumda birakmadan iz, Yanima geldigi hep gecelerdi; Sanki bir lahitten kalkar ve sessiz, Uzak bir maziye dönüp giderdi. IV Bir avuç isikti incecik yüzü; Gözleri geceler gibi derindi; Içine basimin her an düstügü, Avuçlari sudan daha serindi.
V Geçerken dün yoldan ruhumu saran, Bir gölge halinde ve agir agir; Tanidim, o yadi hos zamanlardan, Seven ve yasayan bir hatiradir ...
OLVIDO
I Hoyrattir bu aksamüstüler daima. Gün saltanatiyla gitti mi bir defa Yalnizligimizla doldurup her yeri Bir renk çigligi içinde bahçemizden, Bir el çikarmaya baslar bohçamizdan Lavanta çiçegi kokan kederleri; Hoyrattir bu aksamüstüler daima. II Dalga dalga hücum edip pismanliklar Unutusun o tunç kapisini zorlar Ve ruh, atilan oklarla delik desik; Iste, dogdugun eski evdesin birden, Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven, Susmus ninnilerle gicirdiyor besik Ve cümle yitikler, magluplar, mahzunlar ... III Kagitlarda yarim birakilmis siir; Insan, yagmur kokan bir sabaha karsi Hatirlar bir gün bir cami açtigini, Duran bir bulutu, bir kus uçtugunu, Çöküp peynir ekmek yedigi bir tasi ... Bütün bunlar askin güzelligiyledir. IV Asklar uçup gitmis olmali bir yazla Halay çeken kizlar misali kol kola. Ya sizler! ey geçmis zaman etekleri, Ihtiyar agaçli, kuytu bahçelerden Ay isigi gibi sürüklenip giden; Geceye birakip yorgun erkekleri Salinan etekler, fisiltiyla, nazla. V Ebedi asigin dönüsünü bekler Yalan yeminlerin tanigi çiçekler Artik olmayacak baharlar içinde. Ey, ömrün en güzel türküsü aldanis! Aldan, gelmis olsa bile ümitsiz kis; Her garipsi ayak izi kar içinde Dönmeyen asigin serptigi çiçekler. VI Ya sen! ey sen! esen dallar arasindan Bir parilti gibi görünüp kaybolan Ne istersin benden aksam saatinde? Bir gülüsü olsun görülmemis kadin, Nasil ölümsüzsün aynasinda askin;
VII Ey unutus! kapat artik pencereni, Çoktan derinligine çekmis deniz beni; Çikmaz artik sular altindan o dünya. Bir duman yükseli gibidir kederden Macerasi çoktan bitmis o seylerden. Amansiz gecenle yayil dört yanima Ey unutus! kurtar bu gamlardan beni.
BÜYÜK OLSUN
Ben büyük sarkilari severim; büyük olsun. Deniz gibi, gökyüzü gibi her sey ve mahzun. Seviyorsam seni ask ölümsüzdür gönlümce, Asiksam kadinim degil tanriçasin, ece. Denizler yolculuga çagirir durur da beni Gitmem düsünerek geri dönecegim günü. Ben büyük rüzgarlari severim; büyük olsun Askim da, özlemim de hepsi, her sey ve mahzun. Insan bir yaninca Kerem misali yanmali. Uykudan bile mahser gününde uyanmali.
FAHRIYE ABLA
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar. Kapanirdi daha gün batmadan kapilar. Bu, afyon ruhu gibi baygin mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmissin, sen! Hülyasindaki genis aydinliga gülen Gözlerin, dislerin ve ak pak gerdaninla Ne güzel komsumuzdun sen, Fahriye abla! Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi, Sarmasiklarla balkonu örtük bir evdi; Günesin batmasina yakin saatlerde Yikanirdi gölgesi kuytu bir derede; Yaz, kis yesil bir saksi itir pencerede; Bahçende akasyalar açardi baharla, Ne sirin komsumuzdun sen, Fahriye abla! Önce upuzun, sonra kesik saçin vardi; Tenin bugdaysi, boyun bir basak kadardi; Içini giciklardi bütün erkeklerin, Altin bileziklerle dolu bileklerin. Açilirdi rüzgarda kisa eteklerin; Acik saçik sarkilar söylerdin en fazla, Ne çapkin komsumuzdun sen, Fahriye abla! Gönül verdin derlerdi o delikanliya, En sonunda varmissin bir Erzincanliya. Bilmem simdi hala bu ilk kocanda misin? Hala daglari karli Erzincan'da misin? Birak, geçmis günleri gönlüm hatirlasin; Hatirada kalan sey degismez zamanla, Ne vefali komsumuzdun sen, Fahriye abla!
HER SEY UZAKTADIR
Uzaktadir her sey; gökyüzü, deniz, Her an pesimizden kosan gölgemiz, Özlenen limanlar, yanan yildizlar. Uzaktadir her sey; anneler, kizlar ... Uzaktadir her sey, hep ... yalniz ölüm, Her yerde, her an yakinimiz, ölüm.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|